Kangrenist.com

50. Günlük Notları 4.Bölüm

Yazar: Kangrenist Tarih: 10/09/2020 Kategori: EDEBİYAT / Kişisel Yazılar
50. Günlük Notları 4.Bölüm
Paylaş:

28.03.2014

Bugün çok yorucu bir gündü. Okulları anlamıyorum. Sırf seyirci toplayacağız diye mecburi katılım sağladıkları seminerler hoş değil. Yoklama ile zorunda bırakılmak. Neden seçimler bize bırakılmıyor. Belki ilgim olmadığı bir şeyi dinlemekten keyif almıyor olabilirim. Mesele seminerler değil aslında zorunluk katılım şartı getirilmesi. Hayatımız boyunca hep dayatmalara maruz kalıyoruz. Ailesi tarafından örtünmeye zorlananlar, örtünmek istediği halde örtünemeyenler. Çevremizde bulunan insanların düşünce yapısına göre prangalara maruz kalıyoruz. Gerçekten rahatsız edici bir his. Neyse çok yakındım ama pişman olmadım. Sonundaki konser kızgınlığımı unutturdu.

Yalnız kendime dair başka bir durum daha öğrendim. Çok az gülümsüyorum. İnsanlar müziğe eşlik ederken alkışla ritmi tutmaya çalışırken benim tek yapabildiğim bomboş bakmak. Sosyal bir insan olamıyorum ve bunun içinde bir çaba göstermiyorum. Toplum bazen bir canavara benziyor. Yemek niyetine beni yutacak gibi. Nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. Bu yüzden kalabalıktan hoşlanmıyorum. Liseden mezun olalı bir yıl oldu. Çevremdeki insan sayısı hala sınırlı. Üç arkadaş bir odaya sığıyor yaşamım. Tamam çok karamsar ve arkadaş canlısı biri değilmişim gibi görünebilirim. Durum tam tersi aslında. Renkli sayılırım. Bazı durumları rahatlıkla aşabiliyorum. Bununda farkındayım ama kabuğumu kırmaktan korkuyorum.

Çoğu zaman kendimi bir kaplumbağa benzetiyorum. Güvensizlikle yaşıyorum, Kabukla yolculuk yapıyorum. Tehdit algıladığım her durumda evime saklanıyorum. İnsanlardan kaçınıyorum ve iletişim kurmaktan kaçınıyorum. Üçüncü şahıs misali yaşıyorum. Gurup arkadaşlıklarında sıkıntı yaşıyorum. Geri planda kalıyorum. Kırılmaktan korktuğum için daha sesim daha kısık çıkıyor. Tüm bunların mantıklı bir sebebi de yok. Karakterimde bir sıkıntı mı var yoksa bana mı öyle geliyor?

Seminer arasında birazcık tartıştık. Sonra sana saygı göstermeyen birine saygı duyar mısın dedi bir arkadaş. O kişi bana neden saygı duymuyor. Bu şartlara onu getiren ne? Aklıma bunlar geliyor. Karşımdaki beni sevmese de saygı duymasa da bunu önemsemiyorum. Sahip olduğu değerlerden ötürü, yetiştiği fikirlerden ötürü kimse suçlanamaz. Fikirlerimi, inandığım değerleri, görünüşümü sevmek zorunda değil. Bu bana doğru görünmese de boş verip susmak daha mantıklı değil mi? Düşüncesini doğru bulmadığım biriyle neden tartışayım ki? Kendimi savunmamın ne anlamı var? Zaten beni kabul etmiyor. En doğru olanı kendi haline bırakmak olmuyor mu?

Bugünüm de böyle geçti işte. Yoruldum ve mutsuzum. Ama yine de şükür. Hala düşünebildiğim için. İnanıyorum bir gün tüm bu anlamsızlıklar son bulacak.

01.04.2014/Pazartesi

Haftanın sonu hareketli geçti. Seçim curcunası yine gündeme oturdu. Bu ülke için gerçekten demokrasi nedir bilmiyorum. Bildiğim tek şey her siyasi partinin kendi çıkarı uğruna varlığını sürdürmesidir. Gündemin karışık olması benim sorunum değil. Dünya için çok fazla önem kaygı besliyoruz. Eninde sonunda öleceğiz bu kadar düşmanlık niye anlamıyorum. Amanın neyse… Her şeyin en iyisini ALLAH bilir. Hakkımızda hayırlısı olsun.

Dün ev çok kalabalıktı. Çocukları sevmiyorum sanırım. Çok gürültücüler. Onun dışında olağan bir durum yok. Gene ruh halim bunalımlı. Haftaya vize sınavlarım var. Hadi bakalım hayırlısı. Yeni hafta güzel geçsin.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?